rozet

CİNSEL SORUNLAR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
CİNSEL SORUNLAR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2/26/2015

Cinsel fonksiyon bozukluğuna organik çözümler

Erkek cinsel organı penis, normal koşullarda yumuşak bir dokudur. Cinsel uyarı karşısında bu bölgeye kan getiren damarlarda bir değişiklik olmazken, kanın geriye dönüşünü sağlayacak damarlarda kasılma olur. Kan penise doğru gelir, ancak geri çıkamaz, penis içindeki süngersi dokularda hızla birikir. Bu birikme, penisin şişmesine ve sertleşmesine neden olmaktadır. Erkek cinsel organının cinsel birleşme için gereken sertliğe ulaşamaması impotans, iktidarsızlık olarak isimlendirilir. Genelde hiç bir ön uyarı yapmadan aniden ortaya çıkar. Cinsel birleşme için erkek cinsel organının belirli bir sertliğe ulaşması gerekir. Ancak bu sertliğe ulaşamadan, vajina içerisine giremez. Özellikle, yeteri kadar bir ön sevişme dönemi yaşanmamışsa, vajina kayganlığı da kazanılmamış olacağından, cinsel ilişki imkansız hale gelir. Bazı durumlarda ise; penis sertleşir ancak tam vajinaya giriş yapacağı zaman sertliğini kaybeder. Halk arasında impotans, cinsel organın küsmesi olarak isimlendirilir. Bu, 6 ay ve daha sonra devam etmesi halinde, cinsel fonksiyon bozukluğu olarak eğerlendirilir.


ERKEKLERDE NEDENLERİ

Organik nedenler: Erkeklerde meydana gelen cinsel fonksiyon bozukluğu organik nedenlere dayanıyorsa başvuru adresi üroloji uzmanlarıdır.
1- Kaza sonucu beyin, omurilik ve penise giden sinirlerde harabiyet.
2- Hormonlara bağlı nedenler içinde şeker ve guatr hastalıkları sonucu damarlarda ve sinirlerde meydana gelen bozukluklar.
3- Yüksek tansiyon, kronik böbrek hastalıkları, karaciğer sirozu
4- Uzun süre kullanılan ilaçlara bağlı (Tansiyon, depresyon ve uyku ilaçları)
5- Zararlı alışkanlıklar (Madde kullanımı, aşırı alkol ve sigara).
Tanı koymak için ilk önce hekim anemnez (Hastanın hikayesini dinlemek) alır. Hekimin tanı koyabilmek için kişinin çocukluğundan itibaren yaşantısından kesitler dinlemesi, geçirdiği hastalıkları, aldığı ilaçları, korku ve endişe duyduğu olayları, özetle kişinin kendisinin bile kolay aklına gelmeyen, soruldukça hatırladığı bilgilerin konuşturma yoluyla aktarılmasını sağlamaktır.


TANI VE TEDAVİ YÖNTEMLERİ

Anemnezden sonra hekim gerekli gördüğü ileri tetkiklerin yapılmasını ister. Bunlardan biri, 'Penidobler', penis içine ilaç verilerek ultrasonla yapılan bir tetkik biçimidir. İkincisi, 'NPT=Noktürnal penis tümesans'dır. Hastanın uyku sırasında uygulanan bir tanı yöntemidir. Her ikisi de npotansın (İktidarsızlık) organik olup olmadığını kesin olarak ortaya koyar.


ERKEN BOŞALMA

Erken boşalma ile ilgili tanımlamalar yapılmaktadır. Bazı yazarlar, erkeğin vajina içine girme başlangıcından, sonraki, boşalana kadar geçen süreyi göz önüne almakta ve bir ile yedi dakika içerisinde boşalmanın olmasını erken boşalma (Prematür Ejakülasyon) olarak tanımlamaktadırlar. Bir başka tanımlama; cinsel birleşmelerin en az %50'sinde kadın partnerin tatminden önce boşalmanın meydana gelmesi şeklindedir. Olayın sorgulanmasında hastanın normal olmayan beklentilerinin olabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Kaygı ve penis cildinin aşırı duyarlı olması etyolojik (sebebi) faktör olarak bilinmesine karşın bu konu tartışmalıdır. Nadiren prostat iltihabı, üretrit gibi iltihaplar, omurga düzeyindeki travmalar (yaralanmalar) ve prolaktin (kandaki bir hormon) seviyesindeki yükseklikler erken boşalmanın organik nedenleri arasındadır. Psikolojik nedenli erken boşalmalar mevcuttur.
Tedavi: Erken boşalmanın tedavisi sistemik medikal tedavi, lokal tedavi ve psikoterapi şeklindedir. Tedavinin amacı; penisin aşırı duyarlılığını azaltmak ve davranış tedavi ile erken boşalma (ejakülasyon) sürecinde hasta kontrolünü arttırmaktır.


ORGANİK TEDAVİ ŞEKLİ

İlaç tedavisi:Sildenafil - Vardanafil - Tadanafil - Apomorfin
Gen Tedavisi:Henüz ülkemizde uygulanmamakta olan bu tedavi yönteminden, biz bilim adamları ilerideki dönemlerde çok şey beklemekteyiz.
Hormonal Tedavi:Hastalarda yapılan kan hormon tetkikleri sonucu uygulanan bir tedavi şeklidir.
İntrauretral ve Topikal Tedavi:Penisin ağzından verilerek uygulanan ve penise sürülerek uygulanan tedavi yöntemleridir.
İntrakavernozal Farmako Terapi:Penisin içine enjektörle verilen üçlü karışım tedavisi.
Vakum Ereksiyon Cihazları:Penisin sertleşmesi için kullanılan cihazlar.
Cerrahi Tedavi:Toplar damar kaçakların ameliyatla tedavisi ve penis protezleri (mutluluk çubuğu)


KADINLARDA TEDAVİ

Kadın cinsel fonksiyon bozukluğu tedavisinde hormonal tedaviden başka, diğer medikal ve mekanik cihazlar da kullanılır.
Hormon Tedavisi:Östrojen (kadınlık hormonu) ve Androjen (erkeklik hormonu)tedavisi
Mekanik cihazlar:Klitorise ve vajinaya gelen kan akımı kollajen (süngerimsi doku) ile ilişkilidir. Klitoristeki kan akımının artması klitoris ve vajina düz kasında kollajen yapımını azaltmakta ve fibrozise önlediği düşünülmektedir. Azalmış kan akımını arttırmak için vakum cihazları ve vibratörler kullanılabilir.
                                                                    (http://www.saatbir.com/)'dan alıntıdır

2/25/2015

Peniste sertleşme ve erken boşalma



Penis içerisinde süngere benzeyen bir yapı vardır. Sünger nasıl suyu içine çekerek emerse, penisteki süngere benzer yapı da içinde bulunan damarlardan kan çekerek şişer, setleşir. Bu tür sertleşme cinsel uyarılma ile olur. Ergenlik dönemine giren erkekler beklenmeyen yer ve durumlarda penis sertleşmesi yaşayabilir. Sertleşmediği zaman penisin duruşu aşağıya doğrudur. Sertleşen penis dik bir hal olur.
Erkek tohum hücreleri, ergenlik dönemine girilmesiyle üretilmeye başlar.testislerde üretilen tohum hücrelerinin ve bunların içinde bulunduğu “meni” denilen özel bir sıvının penis yoluyla dışarı atılmasına “boşalma” denir. Ergenliğe yeni giren erkeklerde, zaman zaman uykuda gece boşalması olabilir. Sabahleyin uyuyan genç erkek, iç çamaşırlarını ıslak bulabilir. Gece ıslanması erkeklerde ergenlik döneminde görülebilen doğal bir durumdur. Bilinmediğinde, ıslanmanın idrar kaçırma nedeniyle olduğu sanılabilir.

Sperm üretiminin beden ısısından daha düşük bir ısıda oluşması gerekir. Testislerin bedenin dışında yer alması buna olanak sağlar. Testisleri skrotum içinde tutan bağlar sperm üretimi için ısıyı ayarlamaya yardımcı olurlar. Dışarıdaki ısı azaldığı zaman, bu bağlar testisleri bedenin içine doğru daha sıcak bir ortama çekerler. Sperm hücreleri meninin yalnızca küçük bir kısmını oluşturduğu halde, tek bir boşalmada 200 milyon kadar sperm hücresi atılabilir. Cinsel birleşme sonucunda bu hücrelerden bir tanesi yumurtaya ulaşarak onu döllemeyi başarabilir.

Penis boyutu ile cinsel yeterlilik arasında bağlantı var mıdır?

Penis boyutu kişinin erkeklik gücünün simgesi değildir. Pek çok genç, çevreden duyduğu abartılı tanımlamalarla, penislerinin küçük olduğunu düşünerek yetersizlik duygusu ile kaygılanır. Oysa, penisin boyutu ile bireyin cinsel yönden yeterliliği arasında bir bağ yoktur. Bedenin diğer organları gibi farklı kişilerin penisleri de değişik boyutlardadır.
Sünnet nedir?
Bebek doğduğunda penis ucu, penisin üzerinden gelen deriyle kaplıdır. Bu bölümdeki deriye sünnet derisi denir. Müslümanlık, Musevilik gibi bazı dinlerde bu derinin ameliyatla kesilerek alınması kuralı vardır. Buna “sünnet” denir. Sünnetli kişinin penisi ile sünnetsiz kişinin penisinin görünümleri farklı olu. Ancak işlevleri açısından bir fark yoktur. 3 Yaşından önce veya 9 yaşından sonra sünnet edilmesi önerilir.
                                          (http://www.doktorsitesi.com/)'dan alıntıdır

Saklı penis


Toplam Okunma : 8294 kez okundu.

Gömük, saklı, gizli, gözden kaçan penis, psödomikropenis adlarıyla da bilinir. Penis, gövdesinin uzunluğu normal olmakla birlikte, üzerini örten yağ ve cilt nedeniyle saklı, gizlenmiş olarak durmaktadır.
“Tuzağa düşmüş” (sıkışmış) penis, sünnet ya da bir travma sonrasında penis gövdesinin skarlı prepubik cildin içinde sıkıştığı bir durumdur.
Mikropenis ise şekli normal, ancak gerilmiş boyu normalin altında olan penisler için kullanılır ve genellikle bir hormonal bozuklukla ilişkilidir.
Saklı penise yol açan durumlar:
Penis cildinin gevşek olması ve penis gövdesine yapışmaması,
Penis gövdesi cildinin yetersiz ya da kusurlu oluşumu,
Aşırı yağ dokusu,
Penis ameliyatlarından sonra yara dokusu meydana gelmesi,
Penis altında cilt perdesi
Aşırı kilo
Penis altında cilt perdesi (penoskrotal perde): Penis dik bir şekilde ileri doğru gerdirildiğinde, penis alt kısmıyla testislerin bulunduğu torba arasında yelken benzeri cilt bulunması durumudur.
Saklı penise yol açan durumların biri ya da birkaçı birden bir arada bulunabilir.
Cildin penise gevşek yapışması, karın cildinin de aşağı doğru kayarak penisi kısmen ya da tamamen saklamasına yol açabilir. Yine aynı nedenle, karın içine ve skrotuma doğru geri çekilmiş olan penis, çevre dokular içine gömüldüğünden, penis uç kısmında aşırı cilt olduğu izlenimi uyanır. Gömük penis anomalisi fark edilmeden, özellikle Gomco ya da Mogen klempiyle yapılan sünnette, yanlışlıkla sünnet derisi değil de fazla miktarda penis cildi kesilip çıkarılabilir. Böyle bir sünnetle, aslında tedavisi basit olan bir durum, karışık cerrahi işlemler gerektiren bir hale dönüşebilir. Böylece hem ameliyat sonrası komplikasyon oranı artar, hem de hasta ve/veya hasta yakını memnuniyeti azalır. Aşırı şekilde azalmış penil cilt nedeniyle penis kısa görünür. Hastalarda penis başı iltihabı, üriner enfeksiyon, ağrılı işeme, sünnet derisinde balonlaşma ve idrar yapamama gibi belirti ve bulguların meydana gelebilir.
Gömük penisli hastaları hekime götüren önemli nedenlerden biri de sünnet düzeltilmesi isteğidir. Çünkü sünnet olmuş gömük penisli bir çocuk, hala sünnet olmamış gibi görünecektir, üstelik eksilen cilt nedeniyle onarım da zorlaşacaktır.
Saklı peniste ameliyat gerekçeleri nelerdir?
zor hijyen,
fimozis (sünnet derisi ucunda daralma),
balanit (penis başı iltihabı),
üriner enfeksiyon,
ağrılı işeme,
sünnet derisinde balonlaşma,
idrar yapamama,
işeme sırasında penisi tutmakta zorlanma,
idrarın saçılması,
penisinin görünümünden dolayı utanma,
kendine güven kaybı,
zor ya da imkansızlaşan cinsel ilişki.
Tedavi zamanlaması:
bazı pediatrik ürologlar, saklı penisin gelişimsel bir süreç olduğunu ve ergenlik çağında kendiliğinden geçeceğini öne sürseler de, kendiliğinden düzelmenin her zaman olmadığına dair kanıtlar da vardır. Üstelik pek çok yazar, saklı penisin psikolojik ve sosyal yönleri olduğunu ve hatta erken bir yaşta düzeltici cerrahi gerektiğini düşünmektedir. Yine de aileye, tablonun kendiliğinden düzelip düzelmeyeceğinin görüleceği bir süre tanınmalıdır. Özellikle aşırı kilonun tabloda önemli rol oynadığı durumlarda, obesite tedavisinin sonuçlanmasını beklemek mantıklı bir seçenektir.
Çeşitli saklı penis serilerinde olguların yaklaşık yarısı, çoğunluğu sünnet olmak üzere daha önce başarısız penis cerrahisi geçirmişlerdir. Bu nedenle, özellikle ilk basamak sağlık hizmetlerinde çalışan hekimlerin saklı penis patolojisini mutlaka tanımaları ve uygun şekilde tedavi edilmeleri için hastaları Çocuk Ürolojisi uzmanına yönlendirmeleri gereklidir. Bu durum fark edilmeden yapılacak sıradan bir sünnet, daha komplike cerrahi onarımların gerekeceği sonuçlara yol açabilir.
                             (http://www.doktorsitesi.com/)'dan alıntıdır

Penis büyütme ameliyatları ve ürünleri


Toplam Okunma : 5185 kez okundu.


Penis büyütme ameliyatları işe yarar mı?
Yaygın kullanılan cerrahi prosedür penisin kasık kemiğine yapıştığı yerin kesilmesi ve torba ile penisin birleştiği yerdeki deri bandının alınmasını kapsar. Penis 1-3 santimetre arasında daha uzun görünür.
Bu başarıyı kalınlaştırmada görmek ümkün değildir. Penisi kalın yapmak için penise hastadan alınan yağ enjekte edilir. Sonuç çoğunlukla hayal kırıklığıdır. Bu prosedür penis eğriliğine veya asimetrisine yol açabilir.
Günümüzde ürolojiyi ilgilendiren kozmetik ameliyatlardan biri de penis uzatma ameliyatlarıdır. Yaygın olarak penisin asıcı bağının (suspensor ligaman) kesilmesi operasyonu ve falloplasti operasyonu ( Phalloplasty Surgery) yapılmaktadır.
Penis boyu 10 cm altında olan kişilere operasyon yapılması önerilmemektedir, benimde cerrah olarak görüşüm bu yöndedir. Erkeklerin %95'e yakını normal sağlıklı penis boyuna sahipken, sağlıklı penisi olan erkeklerin % 90'ından fazlası penisini büyütme kalınlaştırmayı arzulamaktadır. Penis boyu kaygısı olan kişilerin muayene sonrası psikiyatri hekimi tarafından da değerlendirilmesini istemek doğru yaklaşım olacaktır.
Penis boyutunun normali nedir, ne değildir?
Dünya genelinde ortalama penis ölçüsü yaklaşık 13-18 cm arasındadır. Bilimsel olarak yaklaşık 8 santimetre ve üstü penis boyutu normal, sağlıklı erkeği tarif etmeye yeter. Penisin büyüklüğü genetik miras (ırka ve aileye bağlı olarak) olduğu için kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Türkiyede ortalama penis boyu serbest halde 10 cm, gerilmiş halde 14,5 cm'dir. Sertleşmiş penis boyu türkiyede ortalama 15,5 cm olmakla beraber üroloji ve psikiyatri hekimleri açısından 11 cm'e kadar olan penis boyu normal kabul edilir.
Penis büyütme ürünleri işe yarar mı?
Baştan söylemek gerekise ürünler size cazip gelse de işe yaramaz. Androjen ilaçlar, diğer haplar ve kremler kesinlikle penisinizde uzama sağlamaz, aksine zarar verir. İnternette, reklamlarda gödüğünüz ilaç süsü verilmiş haplar ve tekniklerin kesinlikle size ya da penisinize zarar verebilir. Bunlardan herhangi birini denemeden önce iki kez düşünün.
Hap ve losyonlar?
Genellikle vitaminler, mineraller, otlar ve hormonlarla yapılan hap ve losyonların hiçbiri işe yaramaz çoğu zararlıdır.
Vakum pompaları?
Pompalar penis içine kan çekerek sertleşme problemi yaşayan erkelerde başarılı olsa da penis boyunun artmasında hiç bir etkisi yoktur. Hekimler tarafından bazen sertleşme sorunu (ED) tedavisinde kullanılır.
Egzersizler?
Jelqing denilen egzersizler ile penis tabanından kafasına kan itme hareketi uygulanır. Bu teknik diğer yöntemlere göre daha güvenli görünüyor olsa da, hiçbir bilimsel kanıt bulunmamaktadır.
Stretcher ya da extender araçları?
Birkaç bilimsel çalışmada yaklaşık bir inç (yaklaşık 1-2 cm) uzunluk artış bildirmiş olsa da çalışmalar kaliteli değil. Daha titiz ve güvenli araştırma gereklidir.
                                      (http://www.doktorsitesi.com/)'dan alıntıdır

2/23/2015

ERKEKLERDE GEÇ BOŞALMA SORUNU TEDAVİSİ




Erkeklerde geç boşalma, boşalamama, orgazm olamama gibi sorunlar ciddi anlamda psikolojik etkilere sahiptir. Bu tür cinsel sorunlar ile karşı karşıya olan erkeklerde cinsel terapi şarttır.

Erkeklerde geç boşalma veya ilişki sırasında orgazm sorunu gelende psikolojik faktörlere bağlıdır ve cinsel terapi ile çözüm yolları aranmaktadır.

Erkeklerdeki geç boşalmanın tedavisi
Erkeklerde geç boşalma sorununun tedavisi günümüzde modern cinsel terapi yöntemleri sayesinde mümkündür. Verilen cinsel tedavi methodları yine bilişsel davranışsal tedavi yöntemlerini içermektedir.

Erkeklerdeki geç boşalma tedavisi nasıldır?
Erkeklerdeki boşalamama veya geç boşalma tedavisi ve uygulanan yöntemler için öncelikle cinsellikle ilgili yanlış, eksik, abartılı düşünceler giderilir. Örneğin kadın partnerle ‘eş zamanlı boşalma düşüncesi’gibi abartılı düşünceler giderilir. Erkek ve kadının eş zamanlı olarakorgazm olmaları, onların cinsel uyumunun çok iyi olduğu anlamına gelmez. Daha sonrasında cinsellikle ilgili kaygılar azaltılır.
Ayrıca verilen cinsel terapilerde:
- Kişinin boşalma kontrolünü değil, cinsel ilişki hazza odaklanması sağlanır.
- İlişki öncesi mastürbasyon veya oral seks deneyimlemesi önerilebilir.
- Ön sevişmedeki haz ve uyarının arttırılması sağlanır.
- İlişki sırasında vücudunu yeterince gevşetebilmesi öğretilir.

İlişkinin bir görev olarak değil, haz ve keyif işlevi olarak görülmesi ve cinsel birliktelik sırasında vücudu sıkmadan gevşemenin sağlanması önemlidir. Erotik sözcükler, aşk oyunları ve cinsel fanteziler cinsel uyarılmayı arttırarak boşalmayı kolaylaştırmaktadır.

Kişinin karakter yapısı ile ilgili sorunlarda içgörü (farkındalık) sağlanır.  Ayrıca diğer eşe verilen öneriler ve ödevler ile ilişki motivasyonu arttırılır.

Erkeklerde geç boşalma tedavisi ortalama olarak 8-15 seans arasında sürmektedir. Kişinin tedavi olmayı istemesi, terapistine güvenmesi ve verilen ev ödevlerini eksiksiz uygulaması tedavi başarısı için son derece önemlidir.

Boşalmayı kolaylaştırmak için kullanılan ilaçlar
Cinsel terapilere ek olarak verilen bazı ilaç tedavileri ile boşalma fonksiyonu (ejekulasyon) hızlandırılabilir.

Erkeklerde boşalma fonksiyonu refleks şeklinde 'sempatik sistem'etkisi ile olmaktadır. O yüzden boşalma işlevini kolaylaştırmak için 'sempatomimetik' ilaçlardan faydalanılmaktadır. Ancak bu tür ilaçların bazı ciddi yan etkileri mevcut olduğundan, ilaç tedavileri yalnızca cinsel terapilere çok dirençli hastalarda ve cinsel terapilere ek olarak verilebilmektedir. 
                                                                          (http://www.jinekolognet.com/)'dan alıntıdır

ERKEKLERDE CİNSEL İSTEKSİZLİK


Toplumumuzda cinsel isteksizlik - cinsel soğukluk denildiği zaman akla ilk gelen kadınlar olmaktadır. Oysa bilimsel çalışmalar her beş erkekten birinde cinsel isteksizliğe rastlanıldığını ortaya koymaktadır (% 20 görülme sıklığı). Erkeklerde cinsel isteksizlik sorunu sık olarak ortaya çıkan bir cinsel problemdir.

Cinsel isteksizlik; ‘cinsel istek azalması’, 'cinsel soğukluk', ‘azalmış cinsel arzu’, 'azalmış cinsel dürtü' veya tıbbi terminolojide ‘hipoaktif cinsel istek’ olarak da bilinmektedir.

Cinsel isteksizlik nedir? Cinsel isteksizlik tanımı
Cinsel isteksizlik; cinsellik ile her türlü aktivitelerden, cinsel düşünce ve fantezilerden uzaklaşma sorunudur. Cinsel aktiviteler arasında cinsel ilişki haricinde, mastürbasyon (öz doyum), cinsel içerikli rüyalar görme ve uyarılma yer almaktadır. Sorunun cinsel isteksizlik problemi olarak tarif edilebilmesi için sorunun en az 6 ay süreyle devam etmesi ve başka bir psikiyatrik soruna bağlı olmaması önemlidir.

Erkeklerde görülen cinsel isteksizlik büyük oranda psikolojik nedenli olmakla birlikte, nadiren fiziksel nedenler de etken olabilmektedir.

Erkeklerde cinsel isteksizlik problemini ele alınırken, sorunu çift bazında değerlendirmek doğru olacaktır. Psikolojik etkenli cinsel isteksizlikte çiftlerin ilişki dinamiğinin gözden geçirilmesi gerekmektedir. Dinamiklerin farklılaşması ve rol dengelerinin değişmesi cinsel hayat üzerinde oldukça etkilidir. Bu nedenle ilişkide yaşanan tüm etkenlerin gözden geçirilmesi gerekir.
İlişkide her iki bireyin de kişisel bakımlarına özen göstermeleri, cinsel beklentileri doğrultusunda uyum içinde olmaları ve karşılıklı olarak beklentilere önem vermeleri halinde daha kaliteli bir cinsel yaşam sürdürebilirler.

Cinsel isteksizlik türleri
Cinsel isteksizlik türleri nedene göre farklılıklar göstermektedir.
Erkek ve kadınlarda görülen cinsel istek azalması sürekli (hayat boyu, primer, birincil) veya sonradan ortaya çıkmış (kazanılmış, sekonder, ikincil) olabilir.
Cinsel isteksizlik türü partnere karşı (durumsal) veya genel olabilir. Partnere karşı ise evlilik sorunları, iletişimsel sorunlar, ten uyuşmazlığı akla gelirken, genel anlamda cinsel isteksizlik türü kişinin kendisi ile ilgili sorunlarının olduğunu gösterir. 
Cinsel isteksizlik sorunu hakkında yanlış bilinenler 
Cinsel isteksizlik sadece kadınların deneyimlediği bir sorun değildir. Kültürel ve geleneksel yapının etkisiyle cinsellik erkek egemen bir duruşa sahiptir. Kadın cinselliği reddeder, ‘erkekse her zaman ilişkiye girmek için hazırdır’ algısı her iki cins için yanlış bir yönlendirmedir.‘Cinsel ilişkiyi başlatan her zaman erkek olmalıdır’, ‘cinsel ilişkide erkek alır, kadın verir’ gibi sözler de yanlıştır. Cinsel ilişkiyi kadın da başlatabilir erkek de. İlişkide kadın da alır ve verir, erkek de. Bazen erkek de cinsel ilişkiyi reddeden duruma düşebilir. Bazen erkek de cinsel ilişki için kendisini hazır hissetmeyebilir.

Sağlıklı bir kadının cinsellikten aldığı haz erkek partnerinden farklı değildir. Kadının anatomik yapısı da erojen haz bölgelerini oldukça yoğun bir şekilde barındırmaktadır. Ne yazık ki; toplumsal ve kültürel etkenler kadının cinsellik algısını ve deneyimlerini sürekli bastırmak zorunda bırakmıştır.

Yine benzer şekilde toplumsal algıda, erkeğin cinselliğe her an hazır olduğu ve cinsellik merkezli bir algısının varlığı anlayışı da yanlıştır. Böyle bir inanış erkeğin omuzlarındaki yükü arttırmakla birlikte kişiliğine uyuşmayan bir kimlik taşımasına neden olabilmektedir.

İster kadın ister erkek olsun; cinsellik meşru bir ihtiyaçtır. Cinsellik kesinlikle güç gösterisine veya tek bir cinsin hakimiyetine dayandırılmamalıdır.

Erkeklerdeki cinsel isteksizliğin nedenleri fiziksel (yapısal, organik) veya daha sıklıkla psikolojik olabilir.

Erkeklerde Cinsel İsteksizlik Nedenleri 
Fiziksel ve psikolojik nedenler kadınlardaki gibi erkeklerde de cinsel isteksizlik sorununa yol açmaktadır. Sorun daha çok psikolojik kaynaklıdır.

I)  Erkeklerde fiziksel kökenli cinsel isteksizlik nedenleri 
Cinsel istek azalmasına neden olan fiziksel etkenler çeşitlilik göstermektedir. Bunların bazıları: 
-    Aşırı alkol tüketimi (Kronik alkolizm)
-    Sigara ve madde bağımlılıkları
-    Aşırı kilo
-    Hipotiroidi
-    Şeker hastalığı (Diabet)
-    Hipogonadotrapik hipogonadizm
-    Depresyon ve antidepresan ilaç kullanımı
-    Böbrek, karaciğer ve kalp yetmezliği
-    Hormonal değişimler (Özellikle testosteron düşüklüğü)
-    Nörolojik hastalıklar
-    Kronik hastalıkların varlığı
-    Geçirilen ürolojik ameliyatlar
-    Yaş faktörü
Bu ve benzeri etkenler erkeklerde cinsel isteksizliği ortaya çıkarabilmektedir.
II)  Erkeklerde psikolojik kökenli cinsel isteksizlik nedenleri
Cinsel isteksizlik, daha çok psikolojik nedenlerle ortaya çıkmaktadır.
Bu nedenler arasında:
-    Depresyon (Depresyon problemi cinsel isteksizliğe neden olurken, depresyon tedavisinde kullanılan antidepresan ilaçlar da cinsel isteksizlik oluşturmaktadır)
-    Evlilik sorunları
-    Aldatma, aldatılma
-    İlişkide yaşanan iletişimsel sorunlar
-    Yüksek stres, yoğun iş temposu, maddi problemler
-    Eşi tatmin edememe korkusu, başarısızlık kaygısı (performans anksiyetesi)
-    Bedeniyle barışık olamama (Kötü beden algısı)
-    Çocuklukta yaşanan cinsel travmalar (Taciz, tecavüz, istismarlar vb.)
-    Olumsuz ilk cinsel deneyim
-    Cinselliğin tabu sayıldığı kültürde yetişme (Hiçbir şekilde cinsel bilgi verilmemesi)
-    Yetiştirilme şekli (Katı, kuralcı, dini ve ahlaki değerlere bağlı yetiştirilme)
-    Gizli eşcinsellik

Cinsel isteksizlik sorunu ne tür problemlere yol açar?
Erkeklerdeki cinsel istek azalması (cinsel soğukluk) depresyona, özgüven azalmasına, konsantrasyon problemlerine, sosyal ilişkilerin bozulmasına ve evlilik sorunlarına yol açabilir.
Cinsel isteksizlik ve sertleşme sorunu yaşayan bir erkek eşinin kendisini aldatacağı paronayasına (şüphesine) kapılabilir.

Erkeklerde cinsel isteksizlik sorunu tedavisi  günümüzde mümkün olan bir cinsel problemdir. 

                                                                 (http://www.jinekolognet.com/)'dan alıntıdır

ERKEKLERDE SERTLEŞME PROBLEMİ



Erkeklerde sertleşme problemi nedir? Sertleşememe ne demek?


Erkeklerde sertleşme problemi – sertleşememe - sertliği sürdürememe
 cinsel aktivite sırasında penisin yeterli sertliğe ulaşamaması veya sertleşmenin yeterince sürdürülememesi durumudur.



Sertleşememe problemi halk arasında “iktidarsızlık” olarak adlandırılır.  Problemin bir sertleşme sorunu olarak kabul edilebilmesi için en az 6 ay süreyle mevcut olması gerekmektedir. Sorun bazen cinsel ilişki sırasında, bazen de masturbasyon aktiviteleri sırasında ortaya çıkmaktadır.
Erkeklerdeki sertleşme sorunu; ilişki sırasında penisin hiç sertleşmemesi, yeterli sertliğe ulaşamaması veya vajina içindeyken erkenden sönmesi şeklinde görülmektedir.
Erkeklerde sertleşme problemi, tıp literatüründe ‘erektil disfonksiyon’'impotans' (empotans) veya ‘ereksiyon problemi’ olarak da bilinmektedir. Ereksiyon; penisin sertleşmesi, dikleşmesi anlamına gelmektedir.

Yaş faktörü, sertleşme problemi yaşayanlarda (erektil disfonksiyonda) önemli bir yer tutmaktadır. 40 yaş üstü erkeklerde görülme sıklığı artmaktadır.

Ereksiyon, yani sertleşme, sağlıklı bir penis ve sinir sisteminin doğal bir refleksidir. Penisin anatomik yapısında veya sinir sisteminde yaşanan herhangi bir aksaklıkta bu refleks zarar görebilmektedir.

Penisin normal sertliği nasıl olmalı?
İdeal olan, cinsel ilişki sırasında penisin vajina içerisine kıvrılmadan, kolay bir şekilde girebilmesi ve içeride boşalma anına kadar sertliğini korumasıdır. Eğer penis içeriye girerken kıvrılırsa, bu yeterli sertliğin oluşmadığı anlamına gelmektedir.
Erkeklerin bazıları kadın partnerin üstte olduğu pozisyonda sertliği devam ettirememe sorunu yaşadıklarını ifade etmektedirler. Bu performans anksiyetesi (başarısızlık kaygıları) ile ilişkili bir durumdur.

Erkeklerdeki sertleşme problemlerinin türleri
Erkeklerdeki sertleşme sorunları sürekli (primer, hayat boyu) olabileceği gibi sonradan da ortaya çıkmış (ikincil, kazanılmış) olabilir. Belli bir kişiye karşı (kişiye spesifik) ve tüm cinsel partnerlere karşı (genel) olabilir. Diğer taraftan fiziksel (organik) nedenli olabileceği gibi psikolojik kökenli de olabilir.

Sertleşme problemlerinin nedenleri
Modern bilim gelişene kadar sertleşme sorunu (iktidarsızlık- empotans) yalnızca fiziksel açıdan ele alınırdı. Günümüzde ise modern bilim, ereksiyonu sağlayamama veya sürdürememenin hem fiziksel hem de psikolojik nedenli olabileceğini gösterdi.

40 yaş altı erkeklerde görülen ereksiyonu sürdürememe, büyük oranda psikolojik etkilerle ortaya çıkmakla beraber, 40 yaş üstü erkeklerde görülme nedeni çoğunlukla fiziksel (organik) etkenlere bağlı olmaktadır.

SERTLEŞEMEME NEDENLERİ (İmpotans Sebepleri)
I)  Fiziksel (yapısal) nedenli sertleşme sorunları
Fiziksel (organik, yapısal) etkenlerin varlığını araştırmak için sertleşme sorunu yaşayan erkekler öncelikle konusunda uzman bir ürolog hekim tarafından değerlendirilmelidir.
Şeker hastalığı, prostat sorunları, kalp hastalıkları, kronik alkolizm, aşırı sigara tüketimi, madde bağımlılığı, tiroid hastalıkları gibi bazı hormonal bozukluklar, bazı nörolojik hastalıklar, yüksek tansiyon, bazı ilaçların sürekli kullanılması, damar sertliği, peyronie hastalığı (penis içinde plakların varlığı), penis eğrilikleri, penis kırılmaları (penil fraktürler) ve bazı dolaşım bozuklukları gibi sağlık sorunları penisin yeterince sertleşmesini ve sertleşmenin uzun süreli devam ettirilmesini etkilemektedir.
Bu nedenle sertleşeme sorunları (iktidarsızlık) için tedaviye başlanmadan önce, muhakkak bir ürolog hekim tarafından bir muayene ve değerlendirme yapılmalıdır.

Ürolojik değerlendirme için yapılan hormon testleri, açlık kan glukoz (şeker) değeri, gizli şeker testi, kan lipid değerleri ve ultrasonla penise giden kan akımının ölçülmesi önemli bilgiler vermektedir. Ayrıca elle yapılan testis, penis ve prostat muayenesi de son derece önemlidir.

Sertleşme ile ilgili sorun yaşayan erkeklerdeki sorun bu bölgedeki damar sertliğine bağlı küçük damarların tıkanıklığına bağlı ise, bu kişilerde kalp değerlendirmesi de yapılmalıdır. Çünkü bu hastalarda ilerleyen zamanlarda kalp hastalıkları da ortaya çıkabilmektedir. Kalbi besleyen koroner damarların penisi besleyen damarlardan daha geniş olduğu için, ileride kalp hastalıkları ve myokard enfarktüsü için aday olan kişilerde bir ön haberci olarak sertleşme problemleri ortaya çıkabilmektedir.
II)  Psikolojik nedenli sertleşme sorunları 
Psikolojik nedenli sertleşme sorunları sonradan (ikincil) ortaya çıkabileceği gibi, sürekli (birincil, hayat boyu) da görülebilir.

Evlilik ile ilgili sorunlar; ilişkide rol dengelerinin bozulması, kadın eşin baskın karakter yapısı, evlilik ile ilgili olumsuzluklar, iletişim problemleri, aldatılma veya aldatma erkeklerdeki sertleşme problemlerine neden olabilmektedir.

Erkeğe bağlı olarak cinsellik ile ilgili olumsuz algılar, katı – kuralcı – geleneksel aile yapısı, katı dini – ahlaki kurallarla yetiştirilme, hiçbir cinsel bilginin verilmemesi erkeklerdeki sertleşme problemine yol açabilen ailesel etkenler arasındadır.
Diğer taraftan çocukluk, ergenlik dönemlerinde yaşanılan cinsel travmalar; taciz, tecavüz, suiistimal, ensest ilişkiler, ilk cinsel tecrübenin kötü sonuçlanması, bilgi ve tecrübe eksikliği de erkeklerde sertleşme sorunlarına neden olabilir.
Cinsellikle ilgili yanlış bilgiler, abartılı düşünceler, şehir efsanelerine inanmak sürekli (hayat boyu) sertleşme sorunlarına sebep olabilmektedir.

Ereksiyon sorunlarında psikanalist kurama göre, bilinçaltına atılmış erkekteki ‘hadım edilme’ veya ‘sünnet korkusu’ yer almaktadır. İleri yaşlarda görülen ödipal çatışmanın da aynı şekilde ereksiyona direkt olarak etkisi olduğu bilinmektedir.

Vajinismus sorunu da erkeklerde sertleşme problemine yol açabilir!
Kadının cinsel ilişkide yaşadığı kaygıya bağlı olarak kendisini kasması ve ilişkinin gerçekleşememesi veya oldukça zor bir şekilde gerçekleşmesi olarak bilinen vajinismus problemi zamanla erkek eşte erken boşalma ve / veya sertleşme sorunları, hatta cinsel isteksizlik problemine yol açabilir. Burada iyi olan nokta; kadındaki vajinismus sorununun tedavisinden sonra erkek eşteki cinsel sorunların da genelde cinsel terapiye gerek kalmadan çözüleceğidir.
Erkeklerdeki sertleşme sorunları neler hissettirir?
Performans anksiyetesi  nedir? (Başarısızlık kaygısı)
Erkeklerdeki serleşme sorunları tüm diğer sağlık sorunları gibi görülmeli ve zaman geçirilmeden tedavi edilmelidir. Toplumsal ve kültürel anlayışın penise yüklediği aşırı anlam nedeniyle, toplumumuzda penis ile ilgili yaşanan sağlık sorunları gereğinden fazla abartılır ve büyük bir eksiklikmiş gibi algılanır. Bu abartılı algıdan dolayı hem erkek hem kadın cinsel performanstan gerçek dışı beklentilere girebilir. Bu beklentiyi karşılamak için de çiftler kendilerini yoğun bir kaygı içinde bulurlar.  Bu duruma ‘performans anksiyetesi’ veya ‘başarısızlık kaygısı’ adı verilir.

İster fiziksel (organik), ister psikolojik olsun sertleşme sorunu yaşayan erkeklerde ciddi oranlarda farklı psikolojik problemler de ortaya çıkar. Özgüven eksiklikleri, konsantrasyon kayıpları, performans azalması ve evlilik sorunları sık yaşanılan problemler arasındadır. Sorun gittikçe büyümekte ve can sıkıcı bir hal almaktadır. Bu nedenle problemin erken dönemde üzerine gidilerek tedavisi önem kazanmaktadır.

Sertleşme sorunu yaşayanlarda kadın partner ne hisseder?
Evlilik ve iletişim sorunları olmayan çiftlerde, kadın partner de eşinin mevcut sorunlarına üzülmekte ve yardımcı olma gayretindedir. Bu tür girişimler sorunun çözümünü ve tedavileri kolaylaştırır. Ancak evlilik sorunları yaşayan çiftlerde kadın partnerin eşini küçümsemesi olayı daha da alevlendirecektir. Bu tür evliliklerde fiziksel şiddete de sıkça rastlamaktayız. Kadın partner her zaman için sorun yaşayan eşine destek olmalı, tedavi için motive edici ve cesaretlendirici olmalıdır.

Cinsellik ile ilgili problemleri bir ‘çift sorunu’ olarak kabul etmek çok önemlidir. Nasıl kadındaki bir vajinismus problemi zaman içinde erkek eşte erken boşalma ve sertleşme sorununa neden olabiliyorsa, erkek eşteki sertleşme sorunu da zaman içerisinde kadında cinsel isteksizlik ve orgazm olamama problemlerine yol açabilir.

Erkeklerdeki sertleşme problemi (iktidarsızlık, impotans, sertleşememe, erektil disfonksiyon, ereksiyon sorunları) günümüzde tedavisi mümkündür. Sertleşme sorunu 3 ay, maksimum 6 aydan daha uzun sürerse mutlaka profesyonel destek alınmalıdır. Sertleşme sorunu tedavisi hakkında yeterli bilgiye sahip olmanız tedavilerinizi kolaylaştıracaktır. 
                                                                          (http://www.jinekolognet.com/)'DAN ALINTIDIR

MEME KANSERİ ve Meme kanserleri belirtileri nelerdir? Memede kitle önemlidir.

MEME KANSERİ 

Meme nasıl bir organdır?
Memenin gelişimi ve meme ile ilgili bir çok hastalık yumurtalıklardan salgılanan hormonlarla yakından ilişkilidir. Bu nedenle günümüz tıbbında meme, kadın üreme organlarının bir parçası olarak değerlendirilmektedir.

Meme dokusu; süt bezleri, süt kanalları ile bunları çevreleyen yağ dokusundan oluşmaktadır. Meme kanserleri de bu dokulardan ortaya çıkar. Her dokunun kanseri farklı özellikte olup tedavi ve ilerleyiş biçimleri de farklıdır.

Meme kanseri nasıl derecelendirilir?
Kanser hücrelerinin lokalize olan yani çevre dokuya yayılmamışlarına"in situ kanser", çevre dokuya yayılmışlarına ise "invaziv kanser"isimleri verilmektedir.

Meme kanserleri ne sıklıkta görülmektedir?
Meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanser türüdür.

Her on kadından bir tanesi hayatının bir döneminde meme kanseri ile karşılaşabilir. Bu nedenle meme hastalıklarının özellikle meme kanserinin erken tanınması toplum sağlığı açısından da önemlidir.

Meme kanserleri için risk faktörleri nelerdir?

Meme kanseri, ultrason, mamografi ile teşhisGünümüzde kadınlarda gözlenen kanserler arasında ilk sırada meme kanserleri vardır. Her kadının meme kanserine yakalanma riski vardır, ancak bazı kadınlar meme kanseri açısından daha risklidir.

Genel olarak yaş arttıkça meme kanseri riski de artar.

Meme kanseri açısından risk faktörleri;

 Bir memede kanser çıkması:  Bir memesinde kanser olmuş kadınların diğer memesinde de kanser olma riski artmıştır.

 Meme kanseri aile öyküsü:  Ailede (anne, kız kardeş, hala, teyze, büyükanne) meme veya genital sistem kanseri (özellikle over kanseri) öyküsü olanlarda meme kanseri riski artar. Meme kanserinin % 8-10 oranında ailesel olduğu bilinmektedir.

 Doğurmamış olmak:  Çocuk doğurmamış veya emzirmemişlerde de meme kanseri riski artmaktadır.

 Memede kanser öncüsü lezyonlar:  Memede "atipik özellik"gösteren hiperplazi olması kanser riskini arttırır.

 Erken adet görmek: Erken yaşta adet görme, geç yaşta menopoza girme riski arttırır.

 Obesite:  Menopoz sonrası dönemde şişmanlık meme kanseri riskini arttırır.

 Radyoterapi (röntgen ışınları ile tedavi) almak:  30 yaşından önce herhangi bir nedenle tedavi amaçlı radyoterapi alan kadınlarda meme kanseri gelişme riski yüksektir.

Yağlı yiyeceklerin meme kanseri riskini arttırdığı henüz tartışmalıdır.
Meme kistleri kanserleşir mi?
Hayır. Ultrason veya mamografide saptanan memede kistler kanserleşme özelliğine sahip değildir. Bu nedenle gereksiz endişeye kapılmaya gerek bulunmamaktadır.
Ancak yine de periyodik yapılan meme ultrasonu, meme muayeneleri ve mammografi incelemeleri ile memedeki kistler izlem altına alınmalıdırlar.

Meme kanserleri belirtileri nelerdir? Memede kitle önemlidir...
Kadınların bir çoğu kendi kendilerine yaptıkları muayenelerle meme kanserini erken evrede yakalayabilmektedir.

Memede kitle her zaman için önemlidir. Özellikle memede ele gelen"ağrısız kitle" meme kanserinin ilk bulgusudur.
Memede ağrı hissi meme kanserinde genelde olmaz.  Meme kanserlerinde görülen diğer belirtiler ise:
Bir memede şişlik
Memede yanma veya memede sertlik
Meme cildinde gamzeleşme
Meme başı etrafındaki deride renk değişikliği
Meme başlarında asimetri
Meme başından kanlı akıntılar olması.
Meme ile ilgili pek çok hastalıklar meme kanseri ile karışarak kişilerde endişeler oluşturabilir.

Meme kanseri nasıl tanınır?
Tüm kanserlerde olduğu gibi meme kanserlerinde de erken tanı son derecede önemli ve hayat kurtarıcıdır.

Memedeki lezyonların tanınması önemlidir. Memedeki şüpheli kitleleri tanımlamada üç önemli method rol oynar:

 Meme muayenesi
 Meme ultrasonu
 Mammografi

Kesin tanı ise memede tespit edilen şüpheli kitleden biyopsi alınarakyapılan patolojik inceleme ile konulabilir.

Biyopsi "İnce İğne Aspirasyonu (FNA)" adı verilen ince bir enjektörle kitle içinden örnek biyopsi alınması ile olabilse de bazı durumlarda küçük bir cerrahi müdahale ile memedeki kitleden parça alınması veya parçanın tümüyle çıkartılması şekillerinde de olabilir. 

Tüm yöntemlerle alınan parça/parçalar patolojik olarak değerlendirilip kanser olup olmadığına bakılır. Patolojik tanı kanser yönünde ise kanserin tipine ve davranış özelliklerini ortaya çıkaracak özelliklerine bakılır.

Meme kanseri tanısı konduktan sonra hastalığın yaygınlığını değerlendirmek açısından koltuk altı lenf bezlerinde irileşme olup olmadığı da not edilir. Daha sonra akciğer grafisi, karaciğer görüntülemesi ve diğer bazı kan testleri yapılarak kanserin yaygınlığı araştırılır.

Meme kanserlerini % 80’ini aylık olarak kendi kendinize yaptığınız meme muayenesi ile tanıyabilir ve bu şekilde erken safhada hekime gelebilirsiniz.

Mamografi nedir?
Mamografi, memenin sıkıştırılarak röntgen ışınları (X ışınları) ile incelenmesidir. Bu yöntemle meme kanseri muayene ile tanınabilecek büyüklüğe ulaşmadan tanınabilir.

mammografi ile meme kanseri teşhisi, mamografi


Mamografi ile elde edilen direkt grafilere"mamogram" adı verilir.
(Yandaki resim; mamogram)



Mamogramlarda meme dokusundaki kanser bulguları araştırılmaktadır.

Düzenli mamografi çektirmek hayat kurtarıcıdır...
Düzenli olarak mammografi testi yaptıran kadınlarda meme kanserinden ölüm oranı % 25-35 daha az olmaktadır.

Mamografi Tarama Testi Programları;
* 35-40 yaş arasında temel bir mammografi
* 40-49 yaş 2 yılda bir mammografi
* 50 yaş sonrası her yıl mammografi şeklindedir.

Meme Ultrasonografisi
Memede tespit edilmiş kitlenin doğasını ortaya koymada kullanılan yararlı bir yöntemdir.

Meme için kullanılan ultrasonların probları ince olup yüksek frekansları sayesinde derini değil yüzeyel dokuyu taramayı amaçlayan özel kullanımlı cihazlardır.

Mamografinin yetersiz veya şüpheli olduğu durumlarda, meme ultrasonu ilave bir tetkik olarak hekiminiz tarafından istenebilir.

Meme kanserleri nasıl tedavi edilir? 
Tedavi aşamasında nelerin uygulanacağı daha çok tümörünevrelendirilmesine, tipine ve büyüklüğüne bağlıdır.

Bazı küçük tümörlerde kanserin yayılımı olmamışsa sadece cerrahi yöntemle tümörün çıkarılması yeterli gelebilir. Cerrahi işlemden sonra hastalığın yaygınlık derecesi ve tipine bakılarak radyoterapi, kemoterapi veya hormonoterapi de tedaviye eklenir.

Cerrahi tedavide kanserli dokuyu içeren meme cerrahi olarak çıkartılır. Memenin cerrahi olarak çıkarılmasına "mastektomi ameliyatı" adı verilir.
Bazan mastektomi işlemine koltuk altı lenf bezlerinin çıkartılması da eklenir. Koltuk altı lenf bezlerinin çıkarılması işlemine de "lenf adenektomi" adı verilir.

Meme kanseri cerrahisi sonrası izlem...
Meme kanserinin tam olarak iyileşmesi sonrasında nüksleri atlamamak için takip çok önemlidir. Takiplerde kanserin tam olarak ortadan kalktığı izlenirse bu bölgeye düzeltici ve estetik operasyonlar uygulanabilir. Bu hastalarda psikolojik destek son derecede önemlidir.

Soya Mucizesi ve Fitoestrojenler… 
Batı toplumlarında meme kanseri tüm kanserler arasında en fazla görülen ikinci kanser türüyken, Uzak Doğu ve Asya’da görülme oranı daha düşüktür.

Asya ve Uzak Doğudan Amerika’ ya göç edenler üzerinde yapılan çalışmalarda meme kanseri oluşumunda çevresel koşulların genetik etmenlerden daha etkili olduğu saptanmış ve buna en önemli katkıyı da beslenme şeklinin sağladığı belirtilmiştir.

Bir çok bitkide östrojenik aktiviteye sahip çeşitli kimyasal bileşikler mevcuttur. Bu bileşikler tıpkı insan vücudunda bulunan östrojene benzer yapı gösterirler.

Uzak Doğuda çeşitli formlarda soya fasulyesinin tüketimi yaygındır (soya fasulyesi, tofu, soya sütü gibi).
Soya, bitkisel östrojenler olan "fitoöstrojenler" açısından zengin bir kaynaktır.

Kadın fizyolojisinde östrojenlerin rolü oldukça önemlidir. Bitkisel besinlerde bulunan fitoöstrojenler, sağlığının korunmasında ve pek çok hastalığın önlenmesinde önemli rol oynarlar.

Yapılan çalışmalarda, fitoöstrojenlerin sıkça tüketildiklerinde; pek çok kanser ve koroner kalp hastalıklarının oluşma riskini azalttığı izlenmiştir.

Ayrıca fitoestrojenler; menopoz ve adet dönemlerinde oluşan problemleri azaltıp, osteoporozu da engellemektedir.

                                                (http://www.jinekolognet.com/)'dan alıntıdır

MEMENİN FİBROKİSTİK DEĞİŞİKLİKLERİ (Fibrokistik Hastalık)

Fibrokistik hastalık, memede fibrokistik değişiklerle giden ve üreme çağındaki bir çok kadında izlenen bir durumdur (yaklaşık kadınların %30-50’si).

Fibrokistik hastalıkta en sık karşılaşılan yakınma genellikle her iki memede görülen ele gelen kitle ve ağrıdır.

Muayenede kitle algılanması ilk başta meme kanseri ile karıştırılmasına neden olabilir.  Ancak her iki memede birden görülüp adet periyotlarında ağrıya neden olması ile olası kanserden klinik yönden ayrılır.

Fibrokistik hastalığın kesin tanısı meme biyopsisi ile konur. Biyopsi sonucu mikroskop altındaki patolojik incelemede "atipisi olmayan fibrokistik değişikliklerin saptanması" kesin tanı koydurucudur.

Fibrokistik hastalık ileriki yaşlarda meme kanseri riskini arttırmamaktadır.

                                                   (http://www.jinekolognet.com/)'dan alıntıdır

MASTALJİ MEME AĞRISI


Mastalji nedir?
Mastaji, meme ağrılarına verilen genel isimdir. Halk arasında "memede ağrı" olarak bilinir. Literatürde "mastalgia" olarak da geçmektedir.

Mastalji neye bağlı gelişir?
Memede ağrılar kadınlarda oldukça sık görülen bir şikayettir. Genellikle memede ağrıya neden olabilecek bir lezyon saptanamaz.

Genellikle meme ağrıları adet dönemleri ile ilgilidir ve siklik (dönemsel) olarak adet öncesi dönemde tekrarlar. Ağrılar hafif şekilde olabileceği gibi çok şiddetli de olabilir.

Özellikle PMS (Premenstrüel sendrom)’da adet öncesi dönemde sık olarak memelerde ağrı (mastalji), hassasiyet ve gerginlik hissi şikayetleri olabilmektedir.

Mastalji tedavisi nasıl yapılır?
Mastalji tedavisi nedene yönelik yapılmaktadır.

Mastaljisi olan bir kadının, memede ağrıya sebep olan herhangi bir lezyonun ya da memede kitlenin olmadığını bilmesi tedaviyi kolaylaştırır.

Uygun sütyen kullanımı, adet öncesi dönemde tuz, çay ve kahve tüketiminin önlenmesi şikayetleri çoğunlukla azaltacaktır. Ağrının devam ettiği durumlarda uygun bir ağrı kesici ile şikayetler ortadan kaldırabilir.

Ağrı kesicilere cevap alınamayan durumlarda farklı ilaç tedavileri de denenebilir. Agnucaston, dopergin, parlodel gibi prolaktin hormonunu baskılayan bazı ilaçlar hekim kontrolunde hastalara verilebilmektedir.

                                  (http://www.jinekolognet.com/)'dan alıntıdır

Kızlık zarının yırtılması (bekaretin kaybı) ağrıya neden olur mu ?

Kızlık zarının yırtılması (bekaretin kaybı) ağrıya neden olur mu ?
Çoğu zaman kızlık zarı bozulması (bekaretin kaybı) sırasında hiç bir ağrı hissedilmemaktadir.  Ancak bazı kadınların ilk ilişki sırasında kendilerini kasmaları sonucunda veya kızlık zarının normalden kalın - yüksek kenarlı olması durumlarında ağrı ve kanama beklenilenden fazla olabilir. Ağrı biraz da kişinin ağrı eşiğinin düşük olması ile ilişkilidir.

Genel olarak kızlık zarının yırtılması sırasında dayanılmayacak kadar çok bir rahatsızlık olmaz. Burada erkeğin davranışı ve yaklaşımı da son derece önemlidir. İlk ilişki ister istemez her kadında endişe ve korku sebebidir. Erkeğin yavaş, anlayışlı ve yumuşak davranışı olayın ağrısız olmasını sağlar.

Ayrıca her ilişkide olması gerektiği gibi ilk ilişkide de "ön sevişme"denilen kısım mümkün olduğunca uzatılarak vajenin yeterince ıslanmasının sağlanması, ilişkinin daha rahat ve ağrısız olmasına neden olacaktır.

Kızlık zarı kanaması miktarı ne kadardır?
Kanamanın miktarı genelde çok azdır ve kısa sürede kendiliğine durur. Ancak çok nadiren hymen arkasından bir damar açığa çıkması sonucunda kanama durmazsa cerrahi müdahale ile dikiş atılması gerekebilir.

Bazı durumlarda ise vajina girişinde, hatta derinlerde yırtıklar meydana gelmesi ("Coit yırtıkları") sonucu şiddetli ve durmayan bir kanamalar görülebilir. Bu gibi durumlarda cerrahi müdahale ile dikiş atılması gereklidir.

Kızlık zarı bozulduğunda mutlaka kanama olur mu?
Hayır.  Bazı durumlarda kızlıkta yırtık meydana gelmesine rağmen hiç kanama olmayabilir. Özellikle yırtık damarsız bir bölgeden geçmişse kişide kanama olmayacaktır.

Vajinal kanama olması kızlık zarının yırtıldığını mı gösterir?
Hayır.  Bazı durumlarda kızlık zarı bozulmaz ancak dış kısımlarda yırtık ya da sıyrık olabilir ve buralardan kanamalar görülebilir.

Kızlık zarı ilişki dışında başka bir yolla bozulabilir mi?
Kızlık zarı genelde vajina içine giren ve genişliği hymen ortasındaki halkadan daha büyük olan cisimler ile de yırtılabilir. Ancak nadiren ata ya da bisiklete binme, bacakları çok açmayı gerektiren bale gibi aktiviteler, karete, tekvando gibi sporlar, kaza ve travmalar sonrasında da bozulabilir veya zedelenebilir.

Kızlık zarı sürtünme ile bozulur mu?
Kızlık zarı yalnızca sürtünme ile bozulmaz. Yalnızca içeriye yabancı bir madde sokulması, vajinaya darbe alınması veya penisin girmesi ile yırtılma olmaktadır.

Mastürbasyon kızlık zarına zarar verir mi?

Hayır.  Vajina içine bir şey sokmaya denenmediği taktirde, dıştan mastürbasyon kızlığa zarar vermez.

Kızlık zarı kendi kendine iyileşir mi?
Hayır.  Bir kez zedelenen kızlık zarı daha sonra hiç ilişki olmasa bile kendi kendini onarmaz.
Kızlık zarında doğal çentik nedir?
Bazen bir ilişki olmasa da kızlık zarının serbest kenarı düz olmaz ve çentikler bulunur. Kadınların yaklaşık % 20'sinde doğuştan gelen,"doğal çentik" adı verilen ve zarın tabanına kadar inmeyen bu tür çentikler bulunabilir. Bazen de doğal çentikler cinsel ilişki denemelerinde travmaya veya düşme, çarpmalara bağlı olarak da ortaya çıkabilmektedir.
Doğal çentiklerin tespiti kızlık zarı muayeneleri ve adli tabiplik bekaret raporları açısından önemlidir.

Kızlık zarında doğal çentik bulunması kişinin anatomik olarak bakire olduğunu ifade etmektedir.

Kızlık zarının ne zaman bozulduğu anlaşılabilir mi?
Yırtığın eski yırtık mı (7 günden sonra), yoksa yeni yırtık mı (7 günden önce) olduğu kızlık zarı muayenesi ile anlaşılabilir.
Kızlığın bozulması sonrası aradan 7-8 günden fazla zaman geçmişse (eski yırtıklarda) ilk ilişkiyle zarın ne zaman bozulduğu anlaşılamaz. Örneğin 10 gün önce ilk cinsel ilişkisini yaşayan bir bayanın ilk ilişkini 10 gün önce mi, yoksa 10 yıl önce mi yaşadığını ayırdetmek mümkün olmaz.

Bir bayanın önceden kaç kişiyle ilişkiye girdiği anlaşılabilir mi?
Hayır.
  Bir bayanın yapılan jinekolojik muayenesi sonucunda önceden kaç kişi ile ilişkiye girdiğini tespit etmek mümkün değildir. Bunu gösteren herhangi bir test de bulunmamaktadır.

Kızlık zarının ne şekilde bozulduğu anlaşılabilir mi?
Kızlık zarı, genital bölgeye darbeler; bisikletten, attan düşme, delici bir cismin batması, vajina içine yabancı cisim sokma gibi durumlar sonucunda da yırtılabilir.

Kızlık zarı muayenesi ile kızlığın cinsel ilişki ile mi, yoksa genital bölgeye darbe gibi travma ile mi bozulduğunu anlamak mümkün değildir.

Kızlık zarı muayenesi harici bir bayanın bakire olup olmadığı anlaşılabilir mi?
Hayır.
  Halk arasında bir hurafe (yanlış inanç) tersine bir bayanın bakire olup olmadığını anlamak için kalça, meme muayenesi, meme uçlarındaki renk değişimleri gibi bulguların bir anlamı yoktur.

Bekaret testi yalnızca yapılan kızlık zarı muayenesi ile belirlenir.

Kızlık zarının bozulduğu nasıl anlaşılır ? "Bekaret kontrolü (bekaret kontrolü)" nasıl yapılır?
Kanamanın olup olmaması ile kızlık zarının bozulup bozulmadığı anlaşılamaz, bu ancak bir kızlık zarı (himen) muayenesi ile anlaşılır. Muayene son derece kısa ve ağrısız bir işlemdir. Bunun için uzman jinekolog gazlı bez ile büyük dudakları çekerek kızlık zarını gözlemler, böylelikle kişinin bakire olup olmadığı anlaşılmış olur.

Kendi kendine kızlık muayenesi olmaz. Ayna ile hymeni görebilirsiniz ancak bunu yorumlamak bir deneyim gerektirir.

Bazı durumlarda bir jinekolog bile buna karar veremeyebilir ve"kolposkopik incelemeye" gereksinim duyabilir. Kolposkop, vajenin, rahim ağzı ve dış genital organların bir mikroskopla büyütülerek incelenmesini sağlayan cihazdır. Özellikle "doğal çentik" bulunan hymenlerde bekaret kararını vermek güç olabilir.

Bir kişinin bakire olup olmadığı yapılan kan testi, ultrason, MR veya Bilgisayarlı Tomografi ile anlaşılabilir mi?
Hayır.  Tüm bu yöntemlerle anlaşılmaz. Yalnızca deneyimli bir jinekolog tarafından yapılan jinekolojik muayene ile anlaşılabilir.

Bekaret raporu kimler tarafından verilir?
Bekaret raporu genellikle adli olgularda kişiler veya çiftler tarafından istenmektedir. Bekaret raporu, kişinin kendi rızası ve yazılı izni olmak kaydı ile devlet hastaneleri veya adli tıp kurumlarınca verilmektedir.
18 yaşından küçük kişilerde bekaret raporu için anne ve babanın rızasının alınması şartı bulunmaktadır.

Kızlık zarı bozulmadan gebelik oluşabilir mi? 
Evet. Gebelik oluşması için kızlık zarının bozulması şart değildir. Önceden anlatıldığı gibi esnek olan bir zar tam bir cinsel ilişkide bozulmamış olmasına karşın gebelik oluşabilir.

Diğer bir olasılık da yine ender görülmesine karşın erkeğin kızlık zarına çok yakın bir yere boşalmasıdır. Spermler kamçılarıyla hareket eden hücreler olduklarından vajinanın girişinden rahim ağzına ve buradan da tüplere geçerek yumurta ile karşılaşıp birleşerek (döllenme sonucu) dış gebelik de dahil olmak üzere gebeliği başlatabilirler.

Bu nedenlerle tam bir ilişki olmasa bile (dışarıya boşalma ile) gebelik şansı düşük gibi görülse de bu şans hiçbir zaman sıfır değildir.

Kızlık zarı bozulmadan muayene ya da kürtaj yapılabilir mi?
Evet.  Zar yapısı uygun olan -yani açıklığı geniş olan- kişilerde hymen yapısına zarar vermeden "spekulum incelemesi" hatta kürtaj dahi yapılabilir.

Bakire bir kadının jinekolojik muayene olması mümkün müdür? 
Jinekolojik muayenenin en önemli aşamalarından biri vajinanın ve rahim ağzının gözlenmesi için yapılan "spekulum muayenesi"dir. Günlük tıp uygulamalarında bakire olanların muayenesinde çoğunlukla bu işlem uygulanmamakta ve elle muayene makattan yapılmaktadır.

Öte yandan akıntı sorunu olan hemen hemen tüm bakire genç kızlarda ve kız çocuklarında vajinal kültür almak mümkündür.

"İlk gece"de nelere dikkat etmek gereklidir? 
İlk gecede veya daha geniş anlamıyla ilk cinsel ilişkide hem kadına hem erkeğe düşen önemli görevler vardır. Bu ilk deneyimin güzel ve hatırlandığında iyi duygular uyandıran bir deneyim olması için ön koşul kadının kendini psikolojik olarak rahat ve hazır hissetmesidir. Ayrıca karşı cinsel eşe güven de son derecede önemlidir.

İlk cinsel deneyimin illaki ağrılı değildir. Kadın kendini yeterince gevşettiğinde, erkek de yumuşak ve hoşgörülü davrandığında ağrısız bir ilk deneyim gerçekleşmesi çok olasıdır.

Erkek biraz sabırlı davranmalı ve "ön sevişme" denilen sürecin uzatılarak vajenin yeterince ıslanması sağlanmalıdır. Böylelikle penisin vajinaya girişi kolaylaşacaktır. Ayrıca, kayganlaştırıcı jel (=lubrikantlar) olarak eczanede satılan ve reçetesiz alınabilen ilaçlar da ilişki öncesi genital bölgeye uygulanabilir.

Kadınların ilk deneyimlerinde en önemli korkularından biri gebe kalmaktır. Bu yüzden erkeğin prezervatif kullanması veya kadının doktoruna danışarak uygun bir korunma yöntemini kullanmaya başladıktan sonra ilişkide bulunması en idealidir.

Kızlık zarı dikimi yapılabilir mi?
Evet.  Aynı ilk cinsel ilişkiyi taklit eder tarzda kızlık zarı onarımı (kızlık zarı diktirme) operasyonu yapılarak ilk gecede kanama olması sağlanabilir.  
Kızlık zarının dikilmesi işlemine "hymenoplasty" ameliyatı adı varilir. Kızlık zarı dikimi ameliyatları kızlığın yenilenmesi ve tamiri için yapılır, sağlık sorunlarından değil sosyolojik nedenlere bağlı olarak yapılmaktadır.  

Hymenektomi (Hymenektomi) Nedir?

Hymenektomi (Himenektomi) “kızlık zarının cerrahi bir kesi ile çıkartılması” işlemidir.
Özellikle yeni evli bayanlarda veya cinsel ilişkide aşırı kanama olacağından korkan genç kızlarda,  ilişki sırasında aşırı bölgesel hassasiyet veya darlık olması sonucunda ilişki dayanılmaz ağrılı bir hal alabilir (disparunia).
Bazen de kızlık zarının normalden kalın (etli) ve yüksek yapılı bir şekilde olması da cinsel ilişkideki ağrıyı arttırıcıdır. Bu tür durumlar, kadınlarda ağrının normalden fazla hissedilmesi sonucunda vajina ve kasık bölgesinde kasılmalara yol açarak penisin içeriye girmesini engeller ve ilişkiyi daha ıstıraplı hale getirir. Bazen de ilişki tamamen imkansız bir hale gelebilir  (Vajinismus) . 
Kızlık zarı ne zaman ameliyatla çıkarılmalıdır?
Kızlık zarı etli, kalın duvarlı, sert bir yapıya sahipse bu durum cinsel ilişkiyi engelleyerek cinsel ilişkide ağrı (disparoni) veya hiç ilişkiye girememe (vajinismus) sorununa neden olabilir. Bu durumlarda kızlık zarı ameliyatla alınır.

Diğer bir tabir ile cinsel ilişkide sorun oluşturan disparoni ve vajinismus durumlarında himenektomi -yani kızlık zarının cerrahi olarak kesilerek çıkartılması- ile problem aşılabilir.
Kızlık zarının ameliyatla çıkartılması neden yapılır?
Kızlık zarı bazı durumlarda cerrahi işlemler ile alınabilmekedir. Bu nedenler aşağıda sıralanmıştır:
 Bazı bayanlar ilk ilişkilerinde kızlık zarlarının yırtılacağı ve parçalanacağı, bu şekilde aşırı miktarda acı  yaşayacakları düşünceleri sonucunda ilk deneyimlerini yaşamaktan çekinebilirler. Bu düşünceyle kızlık zarlarını aldırma işlemini (hymenektomi) tercih ederler.
 Bazı bayanlar da ilk cinsel deneyimlerinde kanama sorununu yaşamak istemezler ve bu nedenle kızlığını aldırmaktadırlar.
 Vulvar vestibulit sendrom adı verilen durumlarda cinsel ilişkiler son derece ağrılı ve acılı bir şekilde gerçekleşmektedir. Bu durumlarda kızlık zarı ile beraber komşu alanın cilt mukozası çıkartılmaktadır.

Kızlık zarı nasıl alınır?
Tüm yukarıdaki durumlarda genellikle lokal anestezi ile (bölgesel uyuşturularak) kızlık zarının çıkartılması ve/veya vajen girişinin bir miktar genişletilmesi cinsel ilişkide ağrı problemini tümden giderecektir.
Bu basit cerrahi işlemden aşırı korkan kişilerde nadiren de olsa genel anestezi ile uyutularak da işlem yapılabilmektedir.
Kızlık zarının çıkartılması işlemi ortalama olarak 10-15 dakika kadarsürer. Genelde kesilerek çıkartılaran bölgeye dikiş atılmaksızın basit bir tamponaj ile kanama durmaktadır. Bazan de bir kaç dikiş atılması gerekebilir. Tecrübeli ellerde operasyonun riskleri yoktur.. 

Ne zaman kızlık zarı alınması ameliyatı önerilmez?
Yalnızca psikolojik nedenlere bağlı olarak kendisini ilişki sırasında kasan ve ilişkiye giremeyen vajinismus hastalarında yapısal bir engel yoksa, kızlığın ameliyatla alınması önerilmez; hatta bu tür işlemler hastaya kar değil zarar verir.

Kızlık zarının ameliyatla çıkartılması sonrasında (hymenektomy operasyonu) sonrasında kişiler bir gün sonra dahi kendi işlerinin başına dönebilirler.

                                                         (http://www.jinekolognet.com/)'dan alıntıdır

KIZLIK ZARI



Bu bölümde bize "kızlık zarı nedir, kızlık zarı yapısı nasıldır, kızlık zarı dikimi, onarımı, tamiri (himenoplasti),  kızlık zarı şekilleri, türleri, kızlığın bozulması, kızlık zarının yırtılması nasıldır" gibi sık olarak sorulan bilgilere ulaşabileceksiniz.

Kızlık Zarı (Hymen) Nedir? 



Kızlık zarı 
yani Latince adı ile HYMEN (Himen),Yunan ve Roma mitolojilerinde Dionysus ve Afrodit’in oğlu olan "evlilik ve düğün tanrısı" dır.  Gerdek gecesi bu Tanrı'ya adandığından kızlık zarı da aynı isimle anılmaktadır. (Bu tanrının özelliği, kanatlı olması ve elinde bir meşale taşımasıdır)

Hemen hemen bütün toplumlarda değişik derecelerde sosyolojik bir öneme sahip olan kızlık zarının tıbbi adı (latincesi) "Hymen" (Himen) dir. Özellikle Müslüman ülkelerde daha önceden cinsel ilişkinin olup olmadığının bir kriteri olarak görüldüğünden önemi büyüktür.

Günümüzde dahi, evlendikten sonraki ilk ilişkide kanamanın olmaması nedeniyle, pek çok kızımız haksız yere bakire olmadığı düşüncesiyle apar topar kollarından tutularak kızlık zarı muayenesi için biz http://sexsagligim.blogspot.com.tr/  getirilmektedir.  Bu durumda bu genç kızlarımız son derecede küçük durumlara düşürülmekte ve evliliklerine maalesef çok kötü bir anıyla başlamak zorunda kalmakta; çoğu zaman da duyulan güvensizlikler nedeniyle evlilikleri kısa zaman içinde boşanmalarla sonuçlanabilmektedir.

İnsanoğlunun tarihsel gelişimi süresince pek çok toplum hymeni saflığın ve el değmemişliğin yani "bekaretin sembolü" olarak görmüştür. Bu inanışın uzantıları hala daha bizim toplumumuz gibi dünyadaki pek çok toplumda sıklıkla yer almaktadır.

Ülkemizde çok yakın zamanlara kadar liseye başlama çağlarında yatılı okullara yerleştirilecek genç kız öğrenciler yönetmelik gereği zorunlu olarak kızlık zarı muayenesinden geçiriliyor ve jinekologlar tarafından düzenlenen "bakirelik" raporları ile ancak kayıtları yapılabiliyordu. Yeni kanun düzenlemeleri ile bu yüz kızarıcı uygulamalar yürürlükten kaldırılmıştır.

Kızlık zarı ne işe yarar?
Kızlık zarının fizyolojik (işlevsel) görevi bugüne kadar tam olarak açıklanamamıştır ve genellikle özel bir görevinin olmadığı düşünülmektedir.

Yine de bazı araştırmacılar ise kızlık zarının, mikroorganizma ve yabancı cisimlerin vajina içine girişini önlediğini ileri sürmüştür.

Adli tabiplikte ise cinsel şiddete veya istismara maruz kalan çocukların tanısında kullanılmaktadır. Günümüzde kızlık zarının fizyolojik bir görevinden çok "sosyolojik bir fonksiyonu" vardır.

Kızlık Zarı Yapısı (Anatomi ve Histoloji) 
Hymen, anatomik olarak vajinayı oluşturan ve "mukoza" adı verilen dokunun vajina girişini oluşturan doku kıvrımıdır. Yani kızlık zarı vajina içinde değil vajinanın hemen girişinde dudakların yaklaşık 1-1.5 cm içindedir ve küçük dudaklara bağlıdır.

Kızlık zarı, bu yapısıyla dış genital oluşumlar içinde kabul edilmektedir. Dışarıya bakan ön yüzü "deri"ye, vajina içine bakan arka yüzü ise "mukoza"ya benzer.

Kız çocukların hemen hepsine bulunan hymen çok nadir olarak doğuştan hiç bulunmayabilir veya çok ince bir yapıda olup cinsel ilişkide kanamayabilir.
Kızlık zarı çocukluk çağında daha sert olan dokudan oluşmakla birlikte, ergenlikle birlikte östrojen hormonunun salınmasına bağlı olarak değişime uğrayarak esneklik kazanır.
Kızlık zarı, hymen, hymeoplasti, kızlık, bekaret, himen, kızlık zarı tamiri, himenoplasti
Yukarıdaki resimde 18 yaşındaki genç bir kızın genital organları önden bakış açısıyla görülmektedir. Kızlık zarı, vajina girişinin 1-1.5 cm iç kısmında yer alan ince bir yapıdır.

Kızlık zarı vajina girişini tamamen kapatmaz, ortasında adet kanının ve vajinal salgıların dışarıya akmasını sağlayan bir delik bulunur. Bu deliğin şekli ve yapısı hymen türlerinin belirlenmesinde kullanılır. Kızlık zarının normalden kalın olması durumunda nadiren cinsel ilişkiye engel bir durum yani vajinismu ortaya çıkabilir.

Kızlık zarının şekllleri, kalınlığı ve elastikiyeti kişiler arasında büyük farklılıklar gösterir.

KIZLIK ZARININ ŞEKİLLERİ
Kızlık zarının pek çok şekilleri vardır.
Anüler Himen (Yuvarlak halka)Kızlık zarı şekli "yuvarlak halka" olup ortasında yine halka şeklinde bir delik bulunur. Ortadaki delik çok büyükse penisin geçişine rağmen zar yırtılamayabilir. Bu durumda "hymen duhule müsait" denir. Halk arasında ise "esnek zar" tabiri kullanılır. En sıklıkla görülen hymen şeklidir(%60-95 oranında)
Kresentrik Himen (Yarımay)Kızlık zarı şekli "yarımay" dır. Üst kısımda zar daha incedir veya hiç yokken arka kısımda belirgindir. Görülme sıklığı %3.5 ile %20 arasında değişmektedir. Bu tür zarlar genelde ilişki sırasında yırtılmaz.
Septalı Himen (Ara bölmeli)Kızlık zarının orta kısmında boşluğu bölen, "zara ait ara bir doku parçası" vardır. Görülme sıklığı %1.5-5 arasındadır.
Kribriform himen (Çok delikli, kalburumsu)Hymenin ortasında tek değil birden fazla delik vardır. Bu görüntüsü ile kızlık zarı şekli adeta bir "kalbura" benzer. Görülme sıklığı %1'den daha azdır.
İmperfore himen
(Deliksiz) (Patolojik tip)
Hymenin ortasında delik yoktur ve "vajina girişi tamamen kapalı"dır. Bu zara sahip kızlar hiç adet kanaması görmezler. Normal şekilde gerçekleşen kanama vücut dışına atılamaz ve hymen arkasında vajina içinde birikir. Oldukça ağrılı bir durumdur ve mutlaka cerrahi bir işlemle açılması gerekir. "Hymen Imperforatus" da denir.
Mikroperfore himen
(Küçük delikli)
Zarın ortasındaki delik çok küçüktür. Adet kanaması olur ancak oldukça ağrılıdır. Bazen cerrahi müdahale ile açılması gerekebilir.
Multipar himen
(Doğum yapmışlarda bulunan)
Normal doğum yapmış kadınlarda kızlık zarı doğuma bağlı yırtılır ve geriye kalan kısımlar "karinkül (hymen artığı)" olarak adlandırılır.

landırılabilirŞekli dışında kızlık zarları deliğin ve serbest kenarın karakteri, zarın kalınlığı ve zarın direncine göre de sınıf.

Bazı kızlık zarları sert (rigid), bazıları esnek kıvamlıdır. Kızlık zarının sert, kalın veya yüksek kenarlı olması ileride kişinin ilk cinsel ilişkisinin de zor olacağını ifade eder.
Bu nedenle genç kızların evlenmeden önce genel bir kızlık zarı muayenesi olarak durumlarını bilmeleri, ilk deneyimlerinde bilinçli olmalarını sağlar.


SİZ SORMADAN BİZ SORUP CEVAPLANDIRALIM

Kızlık zarı dışarıdan bakılınca görülür mü?


Hayır.
  Kızlık zarını incelemek için dışarıdan baktığınızda görmeniz pek mümkün değildir. Çünkü kızlık zarı2-3 cm içeride kalmaktadır. Özellikle kilolu bayanlarda cilt altı yağ dokusunun kalınlığından ötürü kızlık zarı (hymen) daha derinlerde 4-5 cm içerideolabilmektedir. 
Diğer taraftan vajinanın alt ve üst duvarının birbirine komşu olarak durması da vajina girişinde yer alan kızlığın incelenmesini imkansız hale getirebilir. 
Tüm bu nedenlerle özellikle sürtünme sonucu olan şüpheli cinsel ilişkilerde kanama gelmesi durumunda, genital alana olan darbelerde veya masturbasyon sırasında içeriye yabancı bir maddenin sokulması sonucunda oluşabilecek olası kızlık zarı (hymen) yaralanmalarında mutlaka deneyimli bir jinekolog tarafından "kızlık zarı muayenesi" yapılması önerilmektedir.

Masturbasyon nedir? Nasıl yapılır?  >>>

Kızlık zarı nasıl yırtılır? Bekaret nasıl bozulur?
Kızlık zarı genelde ilk ilişki, yabancı cisim veya muayenede ile yırtılır. İlk cinsel ilişki esnasında hymen ortasındaki delik penis çapından küçük olduğu için halka şeklindeki zar bir kaç yerden yırtılır ve az miktarda kanama meydana gelir.
Bu yırtıklar birkaç gün içinde nebbeleşir ve bir daha kanama olmaz. Çok nadiren ilk ilişkiyi takip eden bir kaç ilişki sırasında da kanama görülebilir.

Kızlık zarı ilk cinsel ilişkide mutlaka kanar mı? 
Hayır.  Kızlık zarı kısmen esnek olmasına karşın, vajinanın içine girilen ilk ilişkide kolaylıkla yırtılan ve kanayan damarlardan zengin bir anatomik yapıdır.
Ancak kızlık zarının özgün yapısı bazı kadınlarda penis girişine izin verir ve birden çok defa ilişkide bulunsa bile zarda yırtık meydana gelmez. Bu tür zarlara "duhule (geçişe) müsait zar" adı verilir. Halk arasında ise "esnek zar" veya "elastik zar" olarak adlandırılır. Bu durumda zar ancak normal doğum sonrasında yırtılacaktır.

Diğer taraftan kişiler arası önemli yapısal farklılıklar nedeniyle, kızlık zarı aşırı esnek olanlarda veya zar üzerinde yapısal olarak çok az sayıda damar bulunması durumunda yine ilk cinsel ilişkide kanama gerçekleşmeyebilir.

Bazen de ilk ilişkide yırtılmanın olduğu bölgede hiç damar olmayabilir veya bulunan çok küçük damarlar anında pıhtılaşabilir, böylelikle de hiç kanama izlenmeyebilir.
Tıbbın ana kitaplarından Merck Manuel'e göre kızlık zarının % 50'si ilk ilişkide kanamamaktadır.

İlk gecede kızlık zarı kanaması miktarı neye bağlıdır?
İlk gecede kızlık zarı kanaması çok az olabilir, hiç olmayabilir veya normalden fazla miktarda olabilir. Bu durum kızlık zarının yapısı ve türü ile yakından ilişkilidir.
Bazı yüksek kenarlı, fazla damarlı ve etli (kalın) kızlık zarları normalden fazla kanayabilir. Hatta bazan bu durumlarda bir takım cerrahi müdahaleler gerekebilir. Ancak bu tür olumsuzluklar oldukça nadir görülmektedir.


Yine bazı kişilerin çocukluk döneminde aldığı katı ahlaki eğitimler ve duydukları abartılı ilk gece hikayeleri, ilk cinsel deneyimlerinde kendilerini kasmalarına bu şekilde penisin girişi ile oluşan yırtıkların normalden fazla kanamaya yol açmasına sebep olabilir.
Bu tür ilişki sırasındaki istemsiz kasılmalar "vajinismus" olarak tanımlanır ve ilgili bölümümüzde ayrıntılıca ele alınmıştır.



Özetlemek gerekirse; ilk gece kanamalarının miktarı kızlık zarının türü ve kişinin kendisini kasması-gevşetebilmesi durumu ile yakından ilişkilidir. 
                                                                   (http://www.jinekolognet.com/)'dan alıntıdır